Ortadoğu’daki tansiyonun Lübnan sınırına yönelmesiyle birlikte, sahadan gelen bilgiler endişe verici bir tabloyu ortaya koyuyor. Yaklaşık 10 bin 452 kilometrekarelik toplam alana sahip Lübnan’ın güney kısmı, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) yoğun hava saldırıları ve kara harekatı beklentisiyle çevrelenmiş durumda.
İsrail’in Hedefindeki Güney Lübnan
Uluslararası askeri kaynaklar ve saha haritaları üzerinde yapılan analizler, Litani Nehri’nin güneyinde yer alan ve birçok yerleşim yerini kapsayan yaklaşık 1.100 kilometrekarelik bir alanın sistematik olarak hedef alındığını gösteriyor. Bu alan, Lübnan’ın toplam egemenlik alanının %10’undan fazlasını oluşturuyor. İsrail’in “güvenlik kuşağı” adı altında bu bölgeyi kalıcı bir ara bölgeye çevirme ihtimali giderek artıyor.
“Toprak İlhakı” Seçeneği Masada Mı?
İsrail Savunma Bakanlığı’ndan yapılan son açıklamalar, sınır güvenliği bahanesiyle “toprak ilhakı” seçeneğinin dahi gündemde olduğunu ortaya koyuyor. Sınırın sıfır noktasından başlayarak iç kesimlere doğru genişleyen tahliye emirleri, bölgedeki sivil halkı yerinden ederken; boşaltılan bölgelerin askeri lojistik üslerine dönüştürülmesi, operasyonun geçici bir müdahaleden daha fazlası olabileceği yönündeki endişeleri besliyor.
Uluslararası Hukuk İhlali Endişeleri
Beyrut yönetimi ve Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, Lübnan’ın toprak bütünlüğüne yönelik bu adımların uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiği konusunda uyarıda bulunuyor. Ancak sahadaki askeri yığınağın yoğunluğu, diplomatik çabaların etkisini gölgede bırakmaya devam ediyor. Savunma sanayii üzerine yapılan analizler, bölgede inşa edilen tahkimatların “kalıcı bir yerleşim” stratejisine hizmet edebileceği ihtimalini vurguluyor.
