ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın yeniden seçilme kampanyasını desteklemek amacıyla Budapeşte’de tamamladığı iki günlük ziyaretin ardından, Başkan Donald Trump tarafından kariyerinin en kritik uluslararası görevlerinden biriyle görevlendirildi: Yönetimin İran ile sürdürdüğü yüksek riskli barış müzakeralarına liderlik etmek.
Oksijen’in Wall Street Journal’dan aktardığına göre bu atama, Trump sonrası Beyaz Saray’da yer alması beklenen Vance için önemli bir sınav niteliği taşıyor ve beraberinde ciddi riskler barındırıyor.
Bir Savaş Karşıtından Müzakere Liderine
Çatışmanın ilk aşamalarında müdahalecilikten kaçınmaya çalışan Vance, artık savaşın gidişatıyla çok daha yakından ilişkilendirilmiş durumda. Üst düzey bir yönetim yetkilisi, Trump’ın girişime ağırlık katmak ve müzakereleri yürütmek için başkan yardımcısını görevlendirdiğini belirtti. Bu, Trump’ın Vance’e son haftalarda verdiği yoğun görevler zincirinin bir parçası olarak görülüyor. Vance, İran müzakeralarının yanı sıra federal yardım programlarındaki dolandırıcılık ve suistimallerin ortaya çıkarılmasıyla da görevlendirildi.
Macaristan’da Kampanya Desteği ve Zorlu Müzakereler
Bu yoğun gündemin ortasında Vance, Macaristan’da Orban’ın seçim kampanyasına destek vermek gibi sıra dışı bir adım attı. Aşırı sağın gözde ismi Orban’ın pazar günü yapılacak seçimlerde kaybetme ihtimali bulunduğu bir ortamda, Vance adeta çekişmeli bir yabancı seçime müdahil oldu. Ancak Vance’in asıl zorlu görevi, bu hafta sonu İslamabad’da İranlı müzakerecilerin karşısına oturmasıyla başlıyor.
Ortadoğu’nun uzun vadeli istikrarı, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana iki ülke arasındaki en üst düzey görüşmelerde bir anlaşmaya varılmasına bağlı. Vance’in ise yönetim içindeki dış müdahaleye karşı en şüpheci isimlerden biri olduğu biliniyor. Vance ile temas kuran kişilere göre, başkan yardımcısı artık savaşla ayrılmaz bir bütün haline geldiğinin ve sonucun kendisi için siyasi açıdan olumsuz etkiler doğurabileceğinin farkında. Buna rağmen, çatışmayı sonlandırmaya odaklanmış durumda.
Vance’in bir sözcüsü, başkan yardımcısının İslamabad’a giderken bu durumu “gelecekteki siyasi hesaplar açısından düşünmediğini” belirtti. Yakın bir dostu ise Vance’in savaş karşıtı görüşleri nedeniyle zaman zaman Trump’ın yanında “yumurta kabuklarının üzerinde yürüyor gibi” hissettiğini aktardığını söyledi. Ancak sözcü, “Başkanın talebi üzerine müzakereleri yürütmek için Pakistan’a giden biri için yumurta kabukları üzerinde yürüdüğünü söylemek zor” diyerek bu ifadeyi reddetti.
Müzakere Masası ve Taraflar
Cumartesi günü İslamabad’da başlayan görüşmelere Pakistanlılar aracılık ediyor. Vance, müzakere masasında Trump’ın damadı Jared Kushner ve başkanın özel temsilcisi Steve Witkoff ile birlikte yer alıyor. Altı haftalık ABD hava saldırılarıyla önemli ölçüde zayıflamış olsa da, İran’ı iki deneyimli diplomat temsil ediyor: İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve geçen yıl “Müzakereler: Diplomasinin Gücü” adlı bir kitap yayımlayan Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Araghchi.
Vance’in Motivasyonu ve Kariyer Baskısı
Vance, İran yönetiminin kendisini özellikle istediği yönündeki haberleri reddederek, Macaristan’dan ayrılmadan önce gazetecilere “Sürece dahil olmak istedim çünkü fark yaratabileceğimi düşündüm” dedi. Üst düzey bir yönetim yetkilisi, Trump’ın daha önce başarısız olan görüşmeleri yürüten Kushner ve Witkoff ile birlikte Vance’i göndermesinin, ekibin doğrudan başkan adına hareket ettiğini göstermeyi amaçladığını belirtti.
Bu çatışma, bir zamanlar “yeni savaşlar yok” diyen Vance için siyasi bir yük oluşturuyor. Trump, Vance’i başkan yardımcısı adayı olarak seçtiğinde, onu Cumhuriyetçi Parti içinde dış müdahaleye karşı çıkan Yeni Sağ’ın bir temsilcisi olarak lanse etmişti. Ancak şimdi eski müttefikleri, muhafazakar yorumcular Tucker Carlson ve Megyn Kelly gibi isimler, yönetimin yeni eleştirmenleri konumuna geldi. Trump ise bu MAGA eleştirmenlerine “kaybedenler” ve “aptal insanlar” diyerek sert çıktı.
Sızdırılan Signal mesajlarında Vance’in geçen yıl yönetimi Yemen’deki Husilere saldırmaması konusunda uyardığı ve İran’da rejim değişikliğinin mümkün olup olmadığı konusunda uzun süredir şüphe duyduğu ortaya çıkmıştı. Üst düzey bir yönetim yetkilisi, Trump’ın Vance’in dış müdahaleye yönelik şüpheciliğinin farkında olduğunu ve başkan yardımcısının Senatör Lindsey Graham gibi daha şahin politikaları savunan kanatla aynı çizgide olmadığını biliyor. Ancak bu görüşlerine rağmen Vance’in görevi desteklediği belirtildi.
Görüş Ayrılıkları ve Küresel Dinamikler
Görüşmeler başlamadan önce taraflar arasında önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. İran’ın sunduğu ilk barış taslağı, ABD’nin Tahran’ın nükleer zenginleştirme hakkını tanımasını talep ediyordu ki bu, Beyaz Saray için kabul edilemez bir durum. Yönetim, daha sonra İran’ın bazı taleplerini yumuşattığını belirtti. Bu sırada Hürmüz Boğazı’ndaki İran kontrolüne rağmen bazı petrol tankerleri geçiş yapmaya başlasa da, Trump Tahran’ı geçiş ücreti toplamaması konusunda uyardı.
ABD’nin eski BM Büyükelçisi Nikki Haley, “Ölümden korkmayan ve kazanmayı yalnızca hayatta kalmak olarak gören bir rejimle karşı karşıyasınız, bu tamamen farklı bir oyun” dedi. Haley, İran’ın “geciktirerek zaman kazanma, zaman kazanarak rakiplerini zayıflatma” stratejisi izleyebileceğini öngörüyor. Trump ise Hürmüz Boğazı’nın kalıcı olarak yeniden açılmasını ve küresel piyasaları sarsan ekonomik belirsizliğin sona ermesini istiyor. Vance, bu hafta başkan için “İlerleme sağlamak konusunda sabırsız” ifadelerini kullandı.
Haley, Vance’in karşı karşıya olduğu durumun sadece bölgesel bir çatışma olmadığını vurguladı. İslamabad’daki masada yer almasa da Rus istihbaratı ve Çin silahlarının İran’a destek sağladığına dikkat çekerek, “İranlılar kozlarını kaybederse Çinlilerin ve Rusların kaybedeceği çok şey var. İran’ın direncini güçlü tutmaya çalışacaklar” dedi.
İç Güvenlik ve Dış Politika Dengesi
Irak’ta görev yapmış bir Deniz Piyadesi ve Yale Hukuk Fakültesi mezunu bir avukat olan Vance, Beyaz Saray içinde Trump’ın sağ kolu olarak görülüyor ve diplomatik cephede giderek daha fazla ona güveniliyor. Barış görüşmelerinde daha önce yer almış eski bir Trump yönetimi yetkilisi, bu tür üst düzey müzakerelerin normalde Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun sorumluluğunda olması gerektiğini belirterek, “Orada gerçekten sert, taviz vermeyen bir Amerikalı görmek istersiniz” dedi. Yetkiliye göre, ABD kötü bir anlaşmayla masadan kalkarsa, bunun sonuçlarında Vance’in de payı olacaktır.
Eski Başkan Yardımcısı Mike Pence ise bir röportajda, Beyaz Saray’ın İran’ın ABD’yi oyalama ihtimaline karşı “güven ama doğrula” yaklaşımını benimsemesi gerektiğini belirtti. Pence, ateşkes şartlarından herhangi bir sapmanın “ezici bir güçle” karşılık bulması gerektiğini ve bunun “nihayetinde bu sallantılı ve tehlikeli rejimi devirecek türden” olması gerektiğini söyledi.
Vance, savaşın ilk günlerinde nispeten geri planda kalmıştı. American Conservative Magazine’in icra direktörü Curt Mills, “Son derece sessiz kalmaya ve İran fiyaskosundan mümkün olduğunca uzak durmaya karar verdi. Ama bence sonunda doğru bir değerlendirme yaptı: İstese de istemese de İran fiyaskosunun siyasi maliyetini üstleniyor” dedi.
Cuma günü İslamabad’a giden uçağa binmeden önce Vance, yaklaşan görüşmelerle ilgili beklentilerini dile getirdi. Başkanın “kendilerine oldukça net yönergeler verdiğini” belirten Vance, gazetecilere “İranlılar iyi niyetle müzakere etmeye istekli olmalı” şeklinde konuştu.
