Ortadoğu’da artan gerilim ve İran’a yönelik operasyonlar ikinci haftasında küresel piyasalarda ve Türkiye’de daha fazla endişe yaratmaya devam ediyor. İlk olarak Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla petrol fiyatlarında yaşanan büyük dalgalanma, ardından üretici ülkelerin faaliyetlerini durdurmasıyla ikinci bir şok dalgası piyasaları sarstı. Dün 110 doların üzerinde başlayan Brent petrol fiyatları, G7 ülkelerinin stratejik rezervlerini devreye sokacağına dair haberlerle 104 dolar seviyelerine gerilerken, gün içinde 100 doların altına indi. Ancak bu dalgalanmalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) başta olmak üzere küresel merkez bankalarının petrol fiyatlarına ilişkin öngörülerini önemli ölçüde değiştirdi. Savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlik, enflasyon endişelerini tetiklerken, merkez bankalarından daha sıkı para politikası adımları bekleniyor. TL varlıklarda satışlar dün de sert bir şekilde sürdü ve piyasalarda gözler Perşembe günü yapılacak olan TCMB Para Piyasası Kurulu (PPK) toplantısında.
Petrol Fiyatlarındaki Şok Etkisi ve Yeniden Değerlendirmeler
Matriks verilerine göre, Brent petrolü dün 114.32 dolara kadar yükselerek savaş öncesi 73 dolar seviyesinin 40 dolar üzerine çıktı. G7 ülkelerinin rezervlerini kullanma haberiyle 104 dolara gerilese ve gün içinde 100 doların altına inse de, fiyatlar savaş öncesine göre hala 30 dolar daha yüksek seyrediyor. Bu durum, yalnızca enerji fiyatlarını değil, aynı zamanda lojistik ve hammadde maliyetlerini de artırarak tüm tahminlerin gözden geçirilmesini gerektiriyor. Piyasa uzmanlarının belirttiğine göre, küresel çapta hükümetler ve merkez bankaları tarafından 2026 yılı için Brent petrolün 60 dolar seviyesinde oluşacağı öngörülüyordu. Türkiye’de ise Orta Vadeli Program’da 2026 ortalaması 65 dolar, TCMB’nin enflasyon raporunda ise 60.9 dolar olarak tahmin edilmişti. TCMB ayrıca, emtia fiyatlarının genel seviyesini belirleyen ithalat birim değer endeksinin 2026 yılında yıllık ortalama %2 artacağını öngörmüştü ki, bu beklentinin de aşılması muhtemel görünüyor. Savaşın belirsizliği fiyatların düşmesini engellerken, üretici ülkelere yönelik saldırılar ve olası hasarlar, savaş sonrası üretimin normale dönmesinin zaman alacağını gösteriyor. Dolayısıyla, savaş kısa sürse bile petrol fiyatları üzerindeki etkisi bir süre daha devam edecek gibi duruyor.
Merkez Bankaları Faiz İndirim Beklentilerini Geri Çekiyor
Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve bunun yarattığı yaygın etkiler nedeniyle, hem Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın hem de diğer majör merkez bankalarının Mart ayı toplantılarında faiz indirim beklentileri tamamen rafa kalkmış durumda. Savaşın başlamasından bu yana attığı adımlarla fonlama faizini %40’a yükselten TCMB’de, piyasa için referans faiz oranı TLREF de %39,9924 seviyesine çıktı. Savaş öncesinde ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti %37, TLREF faiz oranı ise %36,8724 seviyesindeydi. TCMB’nin gecelik repo ihalelerine ara vermesi ve likiditeyi çekmeye yönelik adımları, piyasayı daha da sıkılaştırdı. Ayrıca, TL’ye destek amacıyla piyasada döviz satışı gerçekleştiren TCMB, TL uzlaşmalı döviz satım ihaleleri de düzenledi. Dün dolar/TL kuru 44.0910 seviyesini aşarak tarihi zirvesini gördü ve uzmanlar, yabancıların TL varlık satışlarını karşılamak için TCMB’nin satıcı konumunda yer aldığını belirtti.
Faiz Artışı Senaryoları ve Küresel Merkez Bankaları
Bu hafta TCMB’nin politika faizini %37 seviyesinde sabit tutması bekleniyor. Savaşın süresi ve etkilerini daha iyi değerlendirmek amacıyla TCMB, 22 Nisan’daki bir sonraki PPK toplantısına kadar zaman kazanmış olacak. Eğer enflasyon üzerinde belirgin bir etki öngörüsü oluşursa, uzmanlar 22 Nisan toplantısında faiz artışının bile gündeme gelebileceği görüşünde. Faiz indiriminden faiz artışına geçiş beklentisi sadece TCMB için geçerli değil. Küresel piyasalar, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) eylüle kadar faiz indirimine gitmemesini, İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ise faiz artırmasını fiyatlıyor. ECB’nin yılsonuna kadar iki adet 25 baz puanlık faiz artışını tamamen fiyatladığı belirtiliyor. Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artırımlarını ertelemesinin mümkün olmadığı ve diğer merkez bankalarının da şahin bir duruş sergilemesi bekleniyor.
TCMB’nin İkili Seçeneği ve Enflasyonla Mücadele
Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki hızlı yükseliş ile buna bağlı ürün ve hizmetlerde yaşanan fiyat artışları, TCMB ve diğer merkez bankalarını 2026 yılı için yeni projeksiyonlar üretmeye ve uygulamaya zorlayacak gibi görünüyor. Ancak TCMB’nin ek bir sorunu daha var: uzmanlara göre enflasyon tahminlerindeki bozulma, cari açıkta olası bir artış ve TL tarafındaki bozulan beklentiler TCMB’yi köşeye sıkıştıracak. Piyasa uzmanları, TL’deki değer kaybının fiyatlamasının ciddi şekilde arttığına işaret ediyor. TCMB’nin bu duruma karşı iki seçeneği bulunuyor: ya rezervlerini daha fazla kullanarak TL’yi belirli bir seviyede tutmaya çalışacak ya da TL’nin değer kaybetmesine izin verecek.
Prof. Dr. Hakan Kara’dan Değerlendirmeler
Prof. Dr. Hakan Kara, yaptığı değerlendirmelerde Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönlerine dikkat çekerek son yaşananların etkilerini analiz etti. Kara, kamu ve özel sektör borçluluğunun düşük olması, TCMB rezervlerinin yeterli olması, mevcut faiz seviyesinin orta şiddetteki şoklara karşı TL’yi koruması ve yabancıların swap pozisyonlarının önceki sarsıntılara göre daha düşük olmasını olumlu faktörler olarak sıraladı. Ancak enerji ithalatına bağımlılığın altını çizdi. Kara, kritik bir eşikte olunan enflasyonla mücadele döneminde bu şokla karşılaşıldığını belirterek, petrol fiyatlarının üç ay boyunca yüksek kalması durumunda enflasyonun düşeceğine olan güvenin ciddi şekilde azalacağını kaydetti. Cari açıkta yaşanan artışın, sermaye girişlerinin yavaşlaması ve artan dolarizasyon eğilimiyle birleştiğinde, durumu finanse etmek için ya TCMB rezervlerinin kullanılacağını ya da ekonomide belirgin bir yavaşlamanın kabul edileceğini ifade etti. Kara, savaşın kısa sürmesi ve petrol fiyatlarının 3-6 ay içinde 70-80 dolarlara düşmesi senaryosunda, sınırlı bir hasarla durumu atlatmak için manevra alanının bulunduğunu ancak savaşın uzaması halinde tüm parametrelerin yeniden gözden geçirilmesi gerekeceğine işaret etti.
Borsa İstanbul’da Sert Hareketler ve Kurumsal Tepkiler
Borsa İstanbul, geçen haftayı kayıpla kapatmasının ardından yeni haftaya da düşüşle başladı. Özellikle yabancıların yoğun ilgi gösterdiği bankacılık endeksinde sert satışlar görülürken, ulaştırma endeksinde havacılıktaki sıkıntıların etkili olduğu gözlendi. Bankacılık endeksi dün gün içinde %5’in üzerinde düşüş yaşasa da, kapanışı %0.16’lık bir düşüşle tamamladı. Geçen hafta ABD’deki davası 11 Mart’a ertelenen Halkbank’ın ABD Adalet Bakanlığı ile “ertelenmiş kovuşturma” anlaşmasına varması haberlerinin ardından hissesi %10 yükselerek tavan oldu ve bu hareket bankacılık endeksindeki düşüşü sınırladı. Holdingler endeksi dün %1.01 düşüşle bu yılki kaybını %5.62’ye yaklaştırdı. BIST100 endeksi dün gün içinde yaklaşık %2.5’lik bir düşüş yaşarken, kapanışta kayıp %0.71’e geriledi. BIST100 endeksine en büyük negatif katkıyı Aselsan, Kiler Holding ve TÜPRAŞ yaparken, BİM ve THY hisseleri yükselişleriyle BIST100’deki kayıpları sınırladı. Piyasadaki fiyatlamalardan bağımsız hareket eden ve sert yükselişler gösteren Katılım Evim hisselerindeki artış, BIST100’deki kaybın daha da derinleşmesini önledi.
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’ten Açıklama
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, küresel belirsizliklerin yüksek olduğu ve enerji fiyatlarında sert dalgalanmaların yaşandığı bir dönemden geçildiğini belirterek, “Ekonomi yönetimi olarak gelişmeleri yakından takip ediyor ve gerekli tedbirleri alıyoruz” dedi. Şimşek, şu ifadeleri kullandı: “Geçmiş tecrübeler, bu tür şokların kalıcı olmadığını gösteriyor. Vadeli petrol piyasalarındaki fiyatlamalar da mevcut hareketin geçici olabileceğine işaret ediyor. Temelleri güçlü olan ekonomiler hızla dengelenme ve toparlanma kapasitesine sahiptir. Ekonomi yönetimi olarak gelişmeleri yakından takip ediyor ve gerekli tedbirleri alıyoruz. Vatandaşlarımızın, yatırımcıların ve firmalarımızın bu süreci rasyonel şekilde değerlendirmesi önem arz ediyor.”
Yabancı yatırımcının TL tahvillerdeki satışı, bu haftaya hızlı bir başlangıç yaptı. Yılbaşından bu yana devam eden bu eğilim, piyasalarda dikkatle izleniyor.

