Almanya ve Avrupa Birliği genelinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın olası ticari politikalarına karşı bir hazırlık süreci başladığı bildiriliyor. Bloomberg’in aktardığına göre, Berlin ve Brüksel, savunma pozisyonu alarak ABD’nin ekonomik zayıflıklarına karşı kullanılabilecek hamleleri masaya yatırıyor. Alman hükümetinin analizleri, ABD’li teknoloji devleri, yapay zeka yatırımları ve ilaç sektörü gibi alanların Avrupa için önemli “misilleme” kozları olabileceğini gösteriyor.
Berlin’in Stratejik Hamleleri
Alman yetkililer tarafından yürütülen kapsamlı bir çalışma, ABD ekonomisinin Avrupa’ya olan kritik bağımlılıklarını dört ana başlıkta ortaya koyuyor. Bu tespitler, olası bir ekonomik anlaşmazlık durumunda Berlin’in kullanabileceği potansiyel araçları belirliyor.
ABD’nin Avrupa’ya Bağımlı Olduğu Alanlar
* Dijital Pazar ve Teknoloji Devleri: Yaklaşık 450 milyon nüfuslu ve yüksek alım gücüne sahip Avrupa Birliği pazarı, Avrupa’nın en güçlü kozu olarak görülüyor. Alphabet (Google), Amazon ve Meta gibi ABD’li teknoloji devlerine yönelik uygulanabilecek yeni vergiler, ciddi cezalar veya operasyonel kısıtlamalar, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Dijital Pazarlar Yasası (DMA) çerçevesinde değerlendiriliyor.
* Yapay Zeka ve Veri Merkezleri: Yapay zeka alanında küresel bir lider olan ABD’nin, veri merkezi kurulumlarında Avrupa endüstrisine olan bağımlılığı dikkat çekiyor. OpenAI, Microsoft ve Elon Musk’ın projelerinin ihtiyaç duyduğu özel endüstriyel bileşenlerin büyük ölçüde Siemens gibi Avrupalı üreticiler tarafından sağlandığı belirtiliyor.
* Çip ve Litografi: Küresel çip üretiminin temel taşı olan Hollandalı ASML firması ve onun Alman tedarikçileri Zeiss ile Trumpf, ileri teknoloji litografi makinelerinin tek üreticisi konumunda. Berlin, bu kritik makinelerin veya üretimde kullanılan özel kimyasalların ihracatını kontrol ederek önemli bir avantaj elde edebileceği düşünülüyor.
* İlaç ve Sağlık Sektörü: ABD’de satılan reçeteli ilaçların yaklaşık yarısının aktif maddesi ve Amerikalıların kullandığı insülinin yüzde 90’ı Avrupalı firmalar tarafından tedarik ediliyor. Bu durum, özellikle “ilaç fiyatları” gibi ABD’li seçmenler için hassas bir konu üzerinden baskı kurma potansiyeli taşıyor.
“Merz Doktrini”: Karşılıklı Bağımlılık Vurgusu
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, geçtiğimiz günlerde Almanya Federal Meclisi’nde yaptığı bir konuşmada, Avrupa’nın daha özgüvenli bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguladı. Merz, “Çıkarlarımızı ve aynı zamanda onları savunma mekanizmalarımızı belirliyoruz. Küreselleşme sürecinde oluşan karşılıklı bağımlılıkların sadece bizim lehimize olmadığını idrak etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullanarak, Almanya’nın yeni stratejik yaklaşımını ortaya koydu.
Potansiyel Riskler ve Sınırlı Seçenekler
Bloomberg’in haberinde, Avrupa’nın elindeki en sert ekonomik araçların dahi sınırlı kullanıma sahip olabileceği gerçeğine de değiniliyor. Avrupalı yatırımcıların sahip olduğu 10,4 trilyon dolarlık ABD hisse senedi ve 6 trilyon dolarlık ABD tahvili, teorik olarak önemli bir satış baskısı yaratma potansiyeli taşısa da, doların ve küresel finans piyasalarındaki ABD’nin hakimiyeti göz önüne alındığında, böyle bir hamlenin Avrupa ekonomisi üzerinde “ikincil zararlar” oluşturma riski yüksek görülüyor. Benzer şekilde, mevcut Ukrayna savaşının sürdüğü bir dönemde, Ramstein gibi ABD askeri üslerinin geleceği ve Avrupa’nın kendi güvenliği açısından vazgeçilmez unsurlar olduğu belirtiliyor.
