ABD ve İsrail’in İran’daki çatışmalarından kaynaklanan arz şoklarının küresel çapta yayılması, politika yapıcıları kısıtlı seçeneklerle karşı karşıya bırakıyor. Bu durum, enflasyon endişelerini körükleyerek ve borçlanma maliyetlerini artırarak dünya ekonomisinde önemli dalgalanmalara yol açıyor.
Ekonomik Şok Dalgaları Sektörleri Vuruyor
Başlangıçta petrol, doğalgaz ve temel mal fiyatlarındaki artışlar dikkat çekerken, savaşın etkileri daha önce doğrudan etkilenmeyen film yapımı, tarım ve otelcilik gibi alanlara da sıçradı. Finans piyasalarında yaşanan çalkantılar, politika yapıcıları daha sıkı para politikası uygulamaları konusunda zorluyor. Bu durum, artan enerji faturaları ve yükselen faiz oranlarıyla karşı karşıya kalan hane halkları için çift yönlü bir yük oluşturuyor.
Savaşın etkileri, coğrafi olarak uzak veya bu tür olaylardan etkileneceği düşünülmeyen sektörlere kadar ulaşmış durumda. Örneğin, Hindistan’da Bengaluru’da yapım aşamasında olan ve 6 milyar rupi (yaklaşık 65 milyon dolar) bütçeli “Toxic: A Fairy Tale for Grown-ups” adlı filmin yapımcıları, Körfez bölgesindeki izleyici kaybı endişesiyle filmin gösterimini Mart’tan Haziran’a ertelemek zorunda kaldı. Bu erteleme, bölgenin geniş Güney Asya diasporası nedeniyle Hint filmleri için önemli bir pazar olması ve filmin Ramazan Bayramı tatili gibi önemli bir dönemde vizyona girememesi anlamına geliyor.
Kriket Turnuvası ve Ticari Etkiler
İtalya’nın Calabria bölgesinde çiftçiler, artan dizel, gübre ve ilaç maliyetlerinin yanı sıra ABD’nin gümrük vergilerinin birleşimiyle hem maliyet artışı hem de talep düşüşüyle yüzleşiyor, bu da karlılıklarını azaltıyor. Pakistan’da ise yakıt tasarrufu amacıyla, ülkenin en önemli kriket turnuvası için seyircilere evde kalmaları ve maçları televizyondan takip etmeleri tavsiye edildi.
Nakit sıkıntısı çeken hükümetler için teşvik önlemleriyle bu olumsuz etkileri hafifletme kapasitesi oldukça sınırlı. Endonezya gibi ülkelerdeki yakıt sübvansiyonları, mali dengeleri riske atıyor. Gelişmekte olan ekonomiler, bu ekonomik darbeden en çok etkilenenler arasında yer alıyor. Sıkı para politikası gibi araçlar enflasyonist baskıları kontrol altına almayı hedeflese de, artan enerji giderlerinin üzerine gelen faiz artışları hane halkı bütçeleri üzerinde ağır bir yük oluşturuyor.
Uzun süreli bir çatışma durumunda sadece enerji ve emtia fiyatları değil, diğer kalemler de pahalılaşacaktır. Dünya Ticaret Örgütü (WTO), geçen hafta yaptığı uyarıda, Ortadoğu’daki savaşın enerji fiyatlarını uzun süre yüksek tutması halinde, bu yıl küresel mal ticaret hacmindeki yüzde 1,9’luk büyüme beklentisinin tehlikeye girebileceğini belirtti. Beklenen uçak ve kargo ücretlerindeki artışlar göz önüne alındığında, uluslararası hizmet sektörü de olumsuz etkilenecektir.
WTO Baş Ekonomisti Robert Staiger, Cuma günü Bloomberg Television’a yaptığı açıklamada, “Orta Doğu, hem bir ulaşım hem de bir turizm merkezi konumundadır ve bu hizmetler küresel ekonomi için büyük önem taşımaktadır,” ifadelerini kullandı.
Eğer yoğun çatışmalar devam eder ve Hürmüz Kanalı birkaç hafta boyunca kapalı kalırsa, Bloomberg Economics (BE) tahminlerine göre petrol varil fiyatı 110 dolara yaklaşabilir ve bu durum küresel ekonomiye zarar verecektir. BE’nin analizlerine göre, böyle bir senaryo İngiltere ve Euro Bölgesi GSYİH’sini yaklaşık 0,5 puan düşürecek ve enflasyonu 1 puan artıracaktır. ABD’de ise etkinin daha çok fiyatlara yansıması bekleniyor ve enflasyonun savaş öncesi seviyenin yaklaşık 0,7 puan üzerinde seyretmesi öngörülüyor.
