ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’den geçmesi için öncelik verdiği “SAVE Act” seçmen yasası konusunda sert bir tavır sergileyerek, bu yasa onaylanmadığı sürece hiçbir başka yasal düzenlemeyi imzalamayacağı yönünde bir ültimatom verdi. Bu açıklama, yasama sürecinde önemli bir krize yol açma potansiyeli taşıyor.
Trump’ın “SAVE Act” Talebi ve Etkileri
Trump, hafta sonu Doral, Florida’daki golf kulübünde geçirdiği vakit sonrasında sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı duyuruyla dikkatleri üzerine çekti. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Kongre’ye seslenen Başkan, öncelikli hedefi olan seçmen yasası onaylanmadan başka hiçbir tasarıyı onaylamayacağını belirterek, yasama faaliyetlerini kilitleme tehdidinde bulundu. Bu adım, özellikle yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasi tansiyonu yükseltti.
SAVE Act’in İçeriği ve Amaçları
Şubat ayında Cumhuriyetçi liderliğindeki Temsilciler Meclisi’nden geçen ancak Senato’da Cumhuriyetçi çoğunluğa rağmen zorlu bir sürece giren SAVE America Act, seçimlerde oy kullanmak isteyenlerin vatandaşlık belgelerini ibraz etmelerini şart koşuyor. Ayrıca, gerekli belgeler olmaksızın seçmen kaydı yapan seçim görevlileri için ciddi hapis ve para cezaları öngörüyor.
Demokratların ve Analistlerin Tepkisi
Demokrat Parti liderleri, bu yasayı “seçmen bastırma” girişimi olarak değerlendirerek, belirli seçmen gruplarının oy kullanma hakkını kısıtlamayı hedeflediğini savunuyor. Bağımsız analistlerin ara seçimlerde Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde edebileceğine dair öngörüleri, Cumhuriyetçi kanattaki endişeleri artırıyor. Trump’ın bu hamlesi, kendi tabanını seçim öncesinde daha da konsolide etme çabası olarak görülüyor.
Anayasal Süreç ve “10 Gün Kuralı”
Trump’ın “imzalamama” tehdidinin pratikte nasıl işleyeceği ise belirsizliğini koruyor. ABD Anayasası’na göre, Kongre faaliyet halindeyken Başkanın bir yasayı 10 gün boyunca imzalamaması durumunda, yasa Başkan’ın onayı olmaksızın yürürlüğe girebiliyor. Bu durum, Trump’ın eyleminin sembolik bir protesto olarak mı kalacağı yoksa yasama sürecinde ciddi bir tıkanıklığa mı neden olacağı sorularını gündeme getiriyor.
Kasım 2026’da gerçekleştirilecek ara seçimler öncesinde, Cumhuriyetçiler son dönemdeki özel seçimlerde yaşadıkları yenilgilerin ardından stratejilerini gözden geçiriyor. Eğer Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu sağlarsa, bu durum Trump’ın görev süresinin son iki yılındaki yasama gündemini önemli ölçüde etkileyebilir.
